Otomotiv Yan Sanayi Samba’ya Merak Saldı

cengiz kabatepeOİB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Kabatepe, yan sanayinin, yılın ilk çeyreğinde otomotiv toplam ihracatındaki payının yüzde 48’e ulaştığını açıkladı

“Güney Amerika”ya odaklanıyoruz”

Kabatepe, “Yan sanayimizin önemini biliyoruz ve yeni hedef pazarı olarak Güney Amerika’ya odaklanıyoruz” dedi.

 

Türk otomotiv endüstrisi küreselleşme hamlelerine ara vermeden devam ediyor. Rusya’dan Meksika’ya, Çin’den Almanya’ya kadar bir çok sektörel fuarda milli katılımla yer alan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB)  son durağı sambacıların ülkesi Brezilya oldu.

“En büyük milli katılım”

Sao Paulo’da düzenlenen Automec Pesados Comerciais 2014 Fuarına 22 firma ile katılan OİB, burada Çin’in ardından en büyük milli katılım sağlayan ülke oldu. Fuarda Türk heyetine başkanlık eden OİB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Kabatepe, amaçlarının 2023 vizyonu çerçevesinde Türk otomotiv endüstrisi ana ve yan sanayisini dünyanın her yerinde müşteriyle buluşturmak olduğunu söyledi.

“Güney Amerika pazarı için fırsat”

Kabatepe, “Ülkemiz ekonomisinin gelişimine lokomotif olan otomotiv endüstrisinin toplam ihracatında yılın ilk çeyreğinde yüzde 48 gibi rekor bir orana ulaşan yan sanayimiz için yurt dışı temasları büyük fırsatlar oluşturuyor. Biz de OİB olarak onların önünü açmak istiyoruz. Faaliyetlerimizle 2023 hedefine ulasma yolunda yan sanayimizin globalleşmesinin önemini biliyoruz. Yan sanayicilerimiz Türkiye’nin yeni hedef pazarı haline gelen Güney Amerika kıtasından bircok müşteri ile bir araya gelme fırsatı bulduğu bu fuarın ihracat hedeflerimize ulaşma yönünde önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.

“30 Bin profesyonel ziyaret”

OİB tarafından bu yıl 3.sü gerçekleştirilen Türk milli katılımı organizasyonu kapsamında 22 yan sanayi firması 650 metrekarelik alanda ürünlerini sergiledi. Çin, İtalya veArjantin’in de milli katılımla yer aldığı fuarda yüzde 30’u uluslararası olmak üzere 550 firma yer aldı. Almanya. Hong Kong, Hindistan, Güney Kore, Malezya, ABD, Tayvan, Uruguay gibi ülke firmalarının katıldığı fuarı toplamda 30 bin profesyonelin ziyaret etmesi bekleniyor.

Kaynak: dha.com.tr

Devamını Oku

Daha Az Kaza Yapmaya Başladık

Sigorta şirketleri, yılın ilk çeyreğinde hasar gören kaskolu araçların sahiplerine 743,6 milyon lira tazminat ödedi.
kaza_

Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) verilerinden derlenen bilgiye göre,  geçen yılın ocak-mart döneminde 523 bin 133 olan kaskolu araçlar için ödeme  yapılan hasar dosyası sayısı, bu yılın aynı döneminde yüzde 10,2 oranında  azalarak 469 bin 403’e geriledi.

Bu kaza dosyaları için sigorta şirketlerince araç sahiplerine 743  milyon 591 bin lira tazminat ödenirken, bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre  yüzde 4 oranında azaldı.

En fazla hasar dosyası otomobillerde açıldı
Yılın ilk 3 ayında kaskolu araç türleri arasında en fazla hasar  dosyası otomobillerde açıldı. Bu dönemde kaskolu otomobiller için 327 bin 480  adet hasar dosyası düzenlenirken, bunlara yapılan tazminat ödemesi 473 milyon 572  bin lira olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu dönemde 93 bin 681 kamyonet hasarı için 111 milyon 75 bin,  9 bin 475 minibüs hasarı için 12 milyon 266 bin, 9 bin 301 kamyon hasarı için 42  milyon 858 bin, 8 bin 964 çekici hasarı için 59 milyon 206 bin, 8 bin 593 midibüs  hasarı için 10 milyon 180 bin, 3 bin 89 otobüs hasarı için 11 milyon 73 bin lira  kasko tazminatı ödendi.

 Poliçe üretimi yüzde 3,4 arttı
Yılın ilk çeyreğinde taşıt araçları için üretilen kasko poliçe adedi  ise önceki yıla göre yüzde 3,4 artarak 1 milyon 133 bine yükseldi.

En yüksek poliçe üretimi 736 bin 384 adetle otomobil kaskolarında  gerçekleştirilirken, bunu 216 bin 259 adetle kamyonet, 38 bin 363 adetle kamyon,  32 bin 289 adetle çekici, 28 bin 93 adetle traktör, 24 bin 681 adetle minibüs, 13  bin 732 adetle midibüs izledi.

Sigorta şirketleri, bu dönemde üretilen kasko poliçelerine 1 milyar 99  milyon 46 bin liralık prim yazdı.

Kaynak: milliyet.com.tr

Devamını Oku

Yol Güvenliğinde Sınıfta Kaldık

yolgüvenligindesınıftakaldıkSağlık Enstitüsü Derneği, Karayolu Trafiğinde Yol Güvenliği 2014 Karnesini açıkladı. Derneğin Yol Güvenliği Programı Direktörü Tanzer Gezer, Kasım 2014 sonu itibariyle, toplam 343.855 kazada, ölümlü ve yaralanmalı kazaların oranının %45 olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Geçtiğimiz yıl bu oranın %43 olduğu düşünüldüğünde, yol güvenliği ile ilgili politikalarımızın gözden geçirilmesine ve buna bağlı olarak hukuksal düzenlememizin iyileştirilmesine ihtiyaç olduğunu belirten Gezer, “Hukuksal düzenleme açısından; gerek hız limitlerinin yüksek olması ve hız limitlerinin yerel yönetimlerce arttırılmasına olanak verilmesi, gerekse çarpışma anında maksimum korunmayı düzenleyen tedbirlerde istisnaların bulunması nedeniyle hala trafikte risk altındayız” dedi.

Türkiye’de, 377 ambulans ve 6.192 otobüsün ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasına karıştığı verisinin, riskin büyüklüğüne işaret ettiğini belirten Gezer şöyle devam etti:

“Ambulanslarda, hasta ya da yaralılara bakmakla yükümlü sağlık çalışanları ile orobüslerin arka koltuk yolcuları emniyet kemeri korunmasından muaf tutulmaktadırlar. Ölümlü ve yaralanmalı kazalara karışan otomobillerin %25’den fazlasının 1995 model öncesi araçlar olduğu ve bu araçlarda da arka koltuk yolcularının emniyet kemeri korumasından hala muaf oldukları da başka bir gerçektir. 2014’ün ilk 11 ayında; ölümlü ve yaralanmalı toplam kaza sayısı 154.919, ölen ve yaralananların sayısı ise 265.446 olarak gerçekleşmiştir” açıklamasında bulundu.

Trafik kazasında yaralananların akibeti bilinmiyor

2014’de kazalarda olay yerinde ölenlerin sayısı 3.253, yaralıların sayısı 262.193 olduğunu söyleyen Gezer; “Yaralıların kazadan sonraki 30 gün içerisinde durumları Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilerek raporlanması yükümlülüğü mevcuttur. Ancak, yaralıların ölüm, kalıcı sakatlık, travma gibi akıbetlerine dair herhangi bir durum tespiti henüz açıklanmış değildir. Veriler, 2020 yılına kadar trafikte yaşanan ölümleri ve yaralanmaları %50 oranında azaltmak gibi bir hedef belirlemiş Türkiye açısından olumlu değildir” diye konuştu.

Sürücü ve yolcuların karnesi de zayıf

Trafikte kural ihlalleri nedeniyle Kasım 2014 sonu itibarıyla ödediğimiz para cezasının da 2.336.339.090 TL olarak ilan edildiğine dikkat çeken Gezer, “Sürücü ve yolcularda da trafikte kurallara uyma konusunda davranış bozukluğu mevcut. Yurttaşlar trafik kazalarının nedenleri ve sonuçları hakkında yeterli bilinç düzeyine sahip değil. Kurbanlar ile empati kuramadığımız aşikar. Kazaların topluma ve ailelere olan sosyo-ekonomik ve psikolojik bedelleri halen bilinmiyor, merak edilmiyor” diye tespitlerini dile getirdi.

Afyon ve Ankara’da yapılan çalışmanın sonuçları açıklandı

John Hopkins Üniversitesi’nin Bloomberg Küresel Yol Güvenliği Programı kapsamında gerçekleştirdiği çalışmanın sonuçlarına dair bilgi veren Sağlık Enstitüsü Derneği Yol Güvenliği Programı Direktörü Tanzer Gezer, Ankara’da tüm yollarda emniyet kemeri kullanan sürücülerin oranı %41.9, ön koltuk yolcuların ise %37.3; Afyon’da ise emniyet kemeri kullanan sürücülerin oranı %66.9 iken bu oran ön koltukta seyahat eden yolcularda %60.8 olarak açıklandığını belirtti.

Emniyet kemeri kullanımı hala çok düşük

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Eylül 2014 içinde gerçekleştirdiği ulusal çalışmanın neticesine göre ise sürücülerin sadece %43.6’sı, ön koltuk yolcularının ise %35.9’u emniyet kemeri kullandığını belirten Gezer şöyle devam etti:

“Sürücüler arasında şehirlerarası yollarda emniyet kemeri kullanımı %56.2 yani şehir içinde kullanımdan daha yüksek. Şehir içinde sürücülerin %35.7’sinin emniyet kemeri kullandıkları bildirilmiş. Aynı çalışmaya göre emniyet kemeri kullanma alışkanlığı olan sürücülerin araç tiplerine göre dağılımları da şaşırtıcı. Taksi şoförleri için emniyet kemeri kullanma zorunluluğu 2014 yılının ilk günlerinde hukuksal olarak düzenlenmişti. Bu hukuksal zorunluluğa rağmen taksi sürücülerinin emniyet kemeri kullanma oranı %35.2. Hukuksal düzenleme tüm ticari araç sürücüleri için emniyet kemeri kullanımını zorunlu kılarken, minibus şoförlerinin %30.1, otobüs sürücülerinin %18.5’I ve kargo taşımacılığı yapan sürücülerin %20.5’I emniyet kemeri kullandığı tespit edilmiş. Ön koltuk yolcularının emniyet kemeri kullanma oranları da oldukça zayıf, otomobillerde %42.9, taksilerde %33.3, otobüslerde %14.8 olan oranlar kargo taşımacılığı yapan araçlarda sadece %17.2” dedi.

Kaynak: otomobilgazetesi.com

Devamını Oku

Otomotive Endüstrisindeki En Kapsamlı Renk Raporu Hazırlandı

Önde gelen küresel bir sıvı ve toz boya tedarikçisi ve otomotiv sektöründe renk ve renk trendleri üzerinde otorite olan Axalta Boya Sistemleri ‘Küresel Otomotiv 2014 Renk Popülarite Raporu’nu açıkladı. 1953 yılından beri yıllık olarak bölgesel otomotiv pazarındaki renk tercihlerini izleyen rapor, sektördeki en kapsamlı rapordur. Bu yılın raporu, Axalta’nın gelecekte imal edilecek araçlarda kullanılacağını öngördüğü otomotiv renkleri olan Renk Matrisini tanıtıyor.
renkraporu
Axalta’nın küresel hafif araç OEM sektörü Pazarlama Başkan Yardımcısı David Fischer, rapor hakkında şunları ifade etti:
“Renk Popülarite Raporumuz sadece müşterilerin en çok tercih ettikleri renkleri görmemizi sağlamamakta, aynı zamanda gelecekteki trendler tahmin etmemizi mümkün kılmaktadır. Her yıl, OEM müşterilerimizin tasarımcıları iki ile dört yıl öncesinden araç programları için renk seçimleriyle ilgili hayati kararlar verirken gelişmiş tahminlerimizi temel almaktadır.”

Önümüzdeki bir kaç yılın trendlerine bakan rapor, bu yılın tahmini küresel otomotiv pazarını etkileyecek geniş renk tipi çeşitlerini içermekte. Gelecekteki trendler dört renk grubunu vitrine çıkarmaktadır: mat tonlar, parlak renkler, yumuşak tonlu versiyonlar ve koyu gölgeler. Renk matrisi ince veya kalın metalikler, solid’ler, kalay kaplama, üç kat kaplamalar ve sedef şeklindeki çeşitlerde gösterilmekte. Axalta’nın küresel araştırma ve geliştirme ekiplerinin ileri renk teknolojileri renk stili kombinasyonlarının genişliğine genişlik katıyor.

Axalta Color Pazarlama Müdürü Nancy Lockhart: “Durmadan değişen pazarın ihtiyaçlarını sürekli karşılama çabası içerisinde olduğumuzdan küresel renk uzmanlarımız gelecek neslin boya renklerini formüle etmektedir. Bizler Axalta’da, gelecekteki trendlere bakış açımızı üreticilerin müşterileri ve pazarları hakkındaki bilgileriyle birleştirerek mümkün olan en iyi boyaları sağlamak için müşterilerimizle işbirliği yapmaktayız. Bunun sonucu olarak otomotiv tasarımcıları için gitgide gelişen bir renk paleti için sürekli olarak çabalamaktayız” diyor.

Küresel Otomotiv 2014 Renk Popülarite Raporunun Önemli Noktaları
Dünya renk verileri yüzde 29′luk oranıyla beyazın dört sene üst üste araçlarda en çok tercih edilen renk olmaya devam ettiğini gösterirken, her biri yüzde bir artan kırmızı, mavi ve sarı rengin geri dönüş işaretlerini ortaya koyuyor. Siyah, yüzde 19′luk oranıyla genel açıdan pazarda hala kuvvetli konumda, ancak geçen yıla nazaran yüzde bir düşüş gösterdi.

Kuzey Amerika
Beyaz yüzde 25′le listelerin en tepesinde yer almakta. Kuzey Amerika’da diğer ülkelere göre daha popüler olan kırmızı popülerlik açısından yüzde üçlük artış gösteriyor. Bu yıl beyaz, gümüş ve siyah yüzde bir düşüş yaşadı. Birleşik Devletler’de en popüler renk inci renk boyalar olurken Meksika’da solid beyaz tercih ediliyor.

Güney Amerika
Beyazın yüzde 27 ve gümüşün yüzde 25 oranlarıyla kuvvetli şekilde tercih edilmesi açık renklerin en popüler olduğunu gösteriyor. Popülerlikte siyah yüzde 12 ile üçüncü sırada. Kırmızı bu sene yüzde bir artarak yüzde 11′e ulaşmış ve renk tercihlerinde artış olduğunu gösteriyor.

Avrupa
Avrupa yollarında en çok mavi araç gezmekteyken, ana ilgi açık ve orta tonlara oluyor. Mavideki büyük artışlar kompakt/spor ve orta sınıf çok amaçlı araç (MPV9 kategorilerinde görüldü. Gümüş Avrupa’da bu sene de düşüşünü sürdürürken; mega trend beyaz yüzde iki düşüş gösterdi. Yeşil renk otomobil alıcısının dikkatini çekemezken; sade yüzde bir popülerlikte kalıyor.

Asya
Beyaz yüzde 30 ile kuvvetli şekilde tercih edilirken, en yüksek kullanım yüzde 34 ile Güney Kore’de gerçekleşti. Siyah tercihi hafif bir düşüş gösterse de yüzde 19’luk oranla ikinci sıradaki yerini korudu. Siyah yüzde 24’lük oranla Çin’deki lüks araçlarda en popüler renk iken; mavi Japonya’da Asya’daki tüm diğer ülkelerde olduğundan daha popüler.

Kaynak: autoworlddergisi.com

Devamını Oku

Egzoz Gazı Emisyon Ölçümü Hakkında 5 Önemli Nokta

Geçerli bir egzoz gazı emisyon ölçümü olmayan veya ölçüm yaptırmadan egzoz emisyon pulu alan araç sahipleri yol kenarı denetimlerinde 1.932 TL’ye varan para cezası alabiliyor. TÜVTÜRK, trafikten kaynaklanan hava kirliliğini önlemede ve yakıt tasarrufunda büyük önemi bulunan bu ölçümle ilgili 5 önemli noktayı, kamuoyuyla paylaştı.
Egzoz_emisyon

Ülkemizde, ticari araçların her yıl, hususi otomobillerin ise ilk 3 yaş sonunda her 2 yılda bir egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırması kanuni bir zorunluluk… Bu ölçümü yaptırmamış araçlar, araç muayenesinden geçemediği gibi, son dönemde ülke genelinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın artan yol kenarı denetimlerinde 1.932 TL’ye varan para cezalarıyla da karşılaşabiliyor.

TÜVTÜRK, araç sahiplerini egzoz gazı emisyon ölçümünün, uzman noktalarda yaptırılması ve ölçüm yaptırmadan pul alınmaması konularında uyarıyor. Bu ölçümün çoğu yerde uzman kişiler ve teknik yeterliliği olan cihazlarla yapılmadığına dikkat çeken TÜVTÜRK, bazı yerlerde, ölçüm yapılmadan egzoz emisyon pulu satın alınabildiğini, ancak birçok araç sahibi için kolaylık olarak görülen bu uygulamaların, yapılan denetimlerde araç sahiplerinin para cezasıyla karşılaşmasına neden olabildiğini de hatırlatıyor.

TÜVTÜRK, araç muayenesinin yapılabilmesi için zorunlu olan ve tüm TÜVTÜRK istasyonlarında uzman personel tarafından, uluslararası standartlarda gerçekleştirilen egzoz gazı emisyon ölçümüyle ilgili 5 önemli noktaya dikkat çekiyor.

Egzoz gazı emisyon ölçümü neden gerekli?

Egzoz gazı emisyon ölçümü, trafikte seyreden araçların egzoz gazlarının neden olduğu hava kirliliğinin zararlı etkilerinden çevreyi korumak amacıyla, egzoz gazı kirleticilerinin azaltılmasını sağlamak için yapılan ölçümlerdir. Bu ölçüm sonucunda, egzozundan çıkan kirletici miktarı kanunlarla belirlenen seviyenin üzerinde oran araçlar, bu ölçümden kalmaktadır. Ayrıca, egzoz gazı emisyon ölçümleri aracın yakıtı ne kadar verimli tükettiğinin de bir göstergesi olabiliyor.

Ölçüm için neler gerekli?

Egzoz gazı emisyon ölçümü yapılacak aracın Tescil ve Trafik Belgesi, Motorlu Taşıt Egzoz Emisyon Ruhsatı ve T.C Kimlik Numarasını gösteren nüfus cüzdanı, ehliyet veya pasaportun getirilmesi yeterli. İlk kez egzoz gazı emisyon ölçümü yapılacak araçların sahipleri “Motorlu Araç Gazı Emisyon Ruhsat”ını ilk ölçümde 7 TL bedel ödeyerek satın alabiliyor.

Aracım egzoz gazı emisyon ölçümünden kaldı. Ne yapmalıyım?

Yapılan kontrollerde, emisyon değerleri belirlenen değerlerden yüksek çıkan araçlar, eksikleri giderilerek, aynı istasyonda ücretsiz ölçüm tekrarı yaptırabiliyor. Bu kapsamda, iki ücretsiz ölçüm tekrarı hakkı sunuluyor.

Egzoz gazı emisyon ölçümünde nelere dikkat ediliyor?

Ölçüm sırasında egzoz gazı emisyon değerlerinin yönetmelikte belirlenmiş sınırı aşıp aşmadığı kontrol ediliyor. Değerleri belirlenen sınırı aşan araçlara egzoz emisyon pulu ve ruhsatı verilmiyor.

Ayrıca, egzoz gazı emisyon ölçümü’nde, aracın egzoz sistemi üzerinde, sızıntı, delik veya çatlakların bulunmaması, ‘Katalitik Konvertör’lü araçların konvertörlerinin sağlam olması gerekiyor.

Hangi araçlar egzoz gazı emisyon ölçümünden muaftır?

Tarım ve orman traktörleri, motosiklet ve mopedler ve 1979 model yılı ve öncesi dizel motorlu taşıtlar, hibrit ve elektrikli araçlar ile hidrojen yakıtlı araçlar, Egzoz Gazı Emisyon Ölçüm işleminden muaftırlar.

Kaynak: otomobilgazetesi.com

Devamını Oku

Yerli Otomobil Volkicar, Otomotiv Devi İtalya’da

Üretimine 2011 senesinde başlanan ve bu güne kadar 107 adet üretilen Türk otomobili VOLKICAR artık İtalya’da. Otomotiv sektöründe dünya devi olan ve önde gelen birçok otomobil markasına sahip İtalyanlar, bu kez Türk otomobili VOLKICAR’ı tercih etti.
volkicar

Aranan Babayiğit Bulundu
Yerli Volkicar otomobiller 4 senede 105 adet üretilmiş ve 6 ülkeye ihraç edilmişti. Geçtiğimiz hafta yapılan son ihracat ile üretim sayısı 107’ye çıkarken, İtalya’nın eklenmesi ile ülke sayısı da 7’ye yükseldi. Daha önce Moldova, Türkmenistan, Azerbaycan, Lübnan ve Bulgaristan’a satışı yapılan Volkicar, böylelikle ilk kez Avrupa sınırlarına girdi.

Lassa Volkicar’a Özel Lastik Üretti
Volkicar Türkiye’de üretiliyor. Volkan Işık’ın tasarladığı bu konsept otomobile Brisa’nın lastik markası Lassa da destek oluyor. Lassa, dünyaya, Volkicar için özel olarak üretilen yarış lastikleri ile de açılıyor. İtalya’ya satılan iki adet Volkicar özel bir anlaşma ile ses getirecek bir projede yer alacak. Show ile ilgili detaylar önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Volkan Işık: Satış Adedini Yükseltmek İçin Ürün Çeşitliliğine Gideceğiz.
Dört senede küçük ama sağlam adımlarla önemli bir yol kat etmeyi başaran Volkicar’ın üreticisi Volkan Işık şunları söyledi: “Otomobil sektöründe marka oluşturmanın uzun bir yol olduğunu, sabırlı ve kararlı olmak gerektiğini söylemiştik. Volkicar’ın satış adedini yukarılara çekmek için ürün çeşitliliğini arttıracağız. Bunun üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Volkicar için 2015 hedeflerimiz arasında 10 ülkeye ulaşmak da var. Sıradaki ülkeler Almanya ve İspanya.”

İhraç edildiği ülkelerde kendi ekonomi modelini yaratan Volkicar, ticari altyapısı ile de beğeni topluyor.

Kaynak: autoparts.com.tr

Devamını Oku

Türkiye’de Otomobil Alacaklar İnternet Araştırmasında Dünyayı Solladı

Dünyanın önde gelen denetim ve danışmanlık firması EY, 34 ülkede 30 bine yakın tüketiciyle gerçekleştirdiği Global Tüketici Araştırması’nın otomobil sektörüne ilişkin sonuçlarını açıkladı.
oto alırken internet

EY Global Tüketici Araştırması Otomobil Sektörü Sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 86’sı otomobil alırken fiyat ve teslim şartlarına, yüzde 88’i kalite ve garanti konularına önem veriyor. Türkiye’den araştırmaya katılan tüketiciler internette araştırma yapmak için en uzun süreyi otomobil kategorisi için ayırıyor. Katılımcıların yüzde 48’i otomobil satın alma kararı öncesinde 3-10 saat, yüzde 22’si 10 saatten fazla ve yüzde 30’u da 3 saatten az online araştırma yapıyor.

Türkiye’den de 1.000 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre, fiyat ve kalite tüketicinin satın alma kararını etkileyen en önemli faktörler. Katılımcıların yüzde 86’sı fiyat ve teslim şartlarının satın alma kararlarını etkilediğini, yüzde 88’i kalite ve garanti konularının büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Araştırmaya göre, son iki yılda Türkiye otomobil sektöründe mağaza tasarımı, iyi kullanıcı tavsiyeleri ve erişilebilirlik konuları mağazadan yapılan alım kararında önem kazanırken mağazadan satın alma kararında teslimat şartları tüketiciler tarafından en önemli kriter olarak görülmeye devam ediyor.

Çevre tavsiyesi kararda etkili

Son 2 yıl içerisinde global düzeyde mağaza kanalından satın alım yapılan önde gelen 9 ürün kategorisinden 3’ünde, Türkiye’de ise 7’sinde önemli oranda düşüş yaşanırken otomobil kategorisinde artış oldu.

Otomobil sektöründe satın alma sürecinde ürün ve hizmetler hakkında bilgi alma amacıyla tüketiciler, en fazla kişisel kontak (çevreden ve satış personeli tarafından verilen tavsiyeler) yolunu kullanıyor.

Marka sadakati tüketicilerin satın alım tercihini etkileyen en önemli kriterler arasında yer aldığı görülen araştırmaya göre, geçtiğimiz iki yıl içerisinde tüketici davranışlarındaki en büyük değişimin satın alma kararında kişisel ilişkinin öneminde yaşandı.

İnternette en fazla otomobil araştırılıyor

Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 38’i internet üzerinde araştırma yapmak için ortalama 3 ila 10 saat harcayarak yüzde 30’luk dünya ortalamasını geride bıraktı.

Türkiye’den araştırmaya katılan tüketiciler internette araştırma yapmak için en uzun süreyi otomobil kategorisi için ayırıyor. Katılımcıların yüzde 48’i otomobil satın alma kararı öncesinde 3-10 saat, yüzde 22’si 10 saatten fazla ve yüzde 30’u da 3 saatten az online araştırma yapıyor.

Sosyal medyanın önemi artıyor

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının sosyal medya sitelerine ilişkin görüşleri mevcut durumda iki yıl öncesine göre daha olumlu. Otomobil sektöründe sosyal medyayı ürün ve hizmetler konusunda edinilebilecek bilgiler için iyi bir bilgi kaynağı olarak gören tüketiciler ile kötü bilgi kaynağı olduğu düşünen tüketiciler arasındaki fark açılıyor.

Otomobil sektöründe teknik yardım (satış sonrası teknik sorunlar için müşteri hizmetleri, ücretsiz acil yardım hizmetleri, uzman çevrimiçi telefon hatları) ve garanti koşulları tüketicilerin satın alma kararında en fazla etkili olan satış sonrası hizmetler arasında yer alıyor. Ayrıca, organizasyonel yardım (operasyonel hız, müşteri satın alma geçmişinin takip edilmesi, mesai saatleri dışında ulaşılabilirlik) ve sadakat programlarına tüketiciler tarafından verilen önemde mevcut durumda iki yıl öncesine göre artış görüldü.

Ayrıca araştırma sonuçlarına göre, tüketiciler satın alım yapmadan önce daha temkinli davranıp seçeneklerini birkaç kez gözden geçiriyor ve satın alma kararlarını rasyonel olarak yapıyor.

“Müşteri memnuniyetine önem veren fark yaratır”

EY Global Tüketici Araştırması Otomotiv Sektörü sonuçlarını değerlendiren EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri ve Otomotiv Sektörü Müdürü Orçun Kuyucuoğlu, “Müşterilerine katma değer sunan ve müşterileri ile bağ kurabilen otomobil firmaları rekabette avantajlı bir konumda olacak. Sosyal medya ve diğer elektronik kanallar aracılığı ile araştırmadan şikâyete, satıştan satış sonrası desteğe kadar pek çok konuda bilgiye ve hizmete erişim mümkün. Bu nedenle otomobil firmaları sosyal medya ve elektronik kanallarda müşteriler ile etkileşiminin nasıl yapılandırılması gerektiğine odaklanarakbu yönde aksiyonlar almaları gerekiyor” dedi.

Müşterilerin satın alma sürecinden satın alma sonrası hizmetlere kadaryaşadığı deneyiminmarka ve bayi tercihi açısından özellikle dikkat edilmesi gereken noktaların başında geldiğini belirten Kuyucuoğlu, müşteriler ile firmalar arasındaki etkileşimin ve memnuniyetin artırılması için müşterinin temas noktalarında yaşadığı deneyimin ve ihtiyaçlarının doğru anlaşılmasıgerektiğini vurguladı.

Ayrıca, müşteri memnuniyeti ve servis kalitesinin satın alma kararında önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Kuyucuoğlu, satış sonrası servis, teknik yardım ve teslimat şartlarında müşterilere sunulacak katma değerli hizmetlerin firmalar için farklılaşma fırsatı doğuracağına dikkat çekti.

Araştırmada öne çıkan 10 bulgu

EY Global Tüketici Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye Otomobil sektöründe değişen tüketici değerleri ve davranışları açısından10 önemli bulgu ortaya çıktı:

  • Fiyat ve kalite tüketicinin satın alma kararını etkileyen en önemli faktörler.
  •  Tüketicilerin online satın alma kararında iyi tavsiyenin önem kazandığı görülüyor.
  •  Mağazadan alım kararında teslimat şartları önemli bir kriter.
  • Satın alma kararında etkisi artan bilgi kanalları içerisinde, kişisel kontak büyük önem taşıyor.
  • Tüketicilerin satın alma kararında marka sadakatinin önemi arttı.
  • Tüketiciler satın alma sürecindefirmalar ile daha derin bir kişisel ilişki seviyesi bekliyor.
  • Satın alma kararı öncesi tüketiciler, uzun bir online araştırma süreci geçiriyor.
  • Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının sosyal medya sitelerine ilişkin görüşleri olumlu yönde değişiyor.
  • Teknik yardım ve garanti, satış sonrası hizmetlerde önem verilen konular arasında yer alıyor.
  • Tüketiciler ürün/hizmet/servis geliştirme süreçlerinde aktif rol oynuyor.

Kaynak: sabah.com.tr

Devamını Oku

O bir Ferrari… İşte Ferrari’nin kuruluş hikayesi

Otomobil meraklılarının ve otoritelerin beğeniyle izlediği Ferrari, dünyanın en ünlü, lüks spor arabalar üreten markalarından biri. 1929 yılında Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurulan Ferrari, otomobil üretimine 1946 yılında başladı. Merkezi, İtalya’nın Modena şehri yakınındaki Maranello’da. Ferrari’nin hikayesini, kurucusu Enzo Ferrari’nin hayatından ayrı düşünmek neredeyse imkansız. Adını kurucusunun soy adından alan Ferrari’nin kelime anlamı ise “nalbant”.
ferrari3

Enzo Ferrari, 1898 yılında İtalya’nın Modena şehrinde dünyaya geldi. I. Dünya Savaşı sırasında henüz 18 yaşındayken babasını ve kardeşlerini kaybeden Ferrari, 1920 yılında Alfa Romeo’nun yarış pilotu oldu. Alfa Romeo’yu araba yarışçılığının 1 numaralı ismi haline getiren Ferrari giderek efsaneleşmişti. 1929 yılında Scuderia Ferrari’yi, Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurdu. 1932’ye dek yarışmaya devam eden Ferrari, oğlu Dino Ferrari’nin doğumuyla yarışlardan ayrıldı. Bundan sonra, otomobil fabrikasının işleriyle daha fazla ilgilenmeye başladı. Hız tutkunu olan Ferrari, hafif spor arabaların
motorlarını güçlendirmek için çalışmalar yaptı. Başında olduğu takım, katıldığı bütün yarışları kazanmaya başladı. Ferrari, yarış otomobilleri yaratma yeteneği sayesinde Alfa Romeo Sportif Direktörü oldu. Ne var ki, direktörlük kontratında, imzalarken dikkat etmediği “şirketten ayrılması halinde 4 yıl süreyle başka bir yarış takımında çalışamaz ve tasarım yapamaz” maddesi nedeniyle kendi yarattığı otomobil ergonomisini geliştirmesi engellenmiş oldu.

Direktörlükten ayrılmasının ardından, Auto-Avio Costruzioni’yi kurarak yarış takımlarına parçalar satmaya başladı. Modena’da kurduğu küçük atölyesinde yalnızca kendi kullanımı için bir araba yapmaya başladı. Ancak artık II. Dünya Savaşı başlamıştı ve Modena bombalanıyordu. Modena’dan komşu şehir Maranello’ya taşınmak zorunda kaldı. Burada kurduğu atölye 1946 yılında “düşlerin” otomobili olan Ferrari’nin ilk üretim merkezi sayılabilir. Ferrari’nin amblemi olan at, bir İtalyan kontesin 1923’te Ferrari’ye hediye ettiği maskot. Amblemdeki sarı ve kırmızı renkler ise Modena şehrini simgeliyor.
ferrari2

1951 ’de İngiltere Grand Prix’sinde ve LeMans’da kazanılan zaferlerin ardından 1960-1965 arası üst üste LeMans’ı kazanması, Ferrari’yi otomobil yarışçılığının en büyük ismi haline getirdi. Ancak, dünya ekonomisinin yapısına uygun profesyonel bir şirket işleyişine sahip olmayan Ferrari, maddi anlamda büyük sorunlar yaşamaya başladı. Finansal sorunların üstesinden gelebilmek için İtalyan mafyasından aldığı borçları geri ödeyemeyişi, oğul Ferrari’nin hayatına mal oldu. Hukuksal olarak olayın üzerine fazla gidemeyen Ferrari, oğluna ithaf ettiği “Ferrari Dino” serisini yarattı. Maddi sorunların üstesinden gelemeyince, şirket hisselerinin bir bölümünü Fiat’a satmak durumunda kaldı. 1963 yılında Fiat son derece cazip bir teklif sundu. Ancak Ferrari’nin, yarış takımının başına geçme isteğini kabul etmediler. Böylece ilk hamle sonuçsuz kaldı.

Birkaç yıl daha dayanmaya çalışan Ferrari, 1969 yılında hisselerin yarısını Fiat’a vermeyi kabul etti. 1988 yılına gelindiğinde, şirketin yüzde 90’ı Fiat’ın eline geçmişti. 1990’larda Fiat’ın hisselerin bir bölümünü İtalyan bankası Mediabanco’ya satmasıyla, artık Ferrari birden fazla kullanıcının eline geçmiş oldu.

1984 yılında tüm zamanların en güzel tasarımlarından biri olarak gösterilen Ferrari Testarossa, satış rekorları kırdı. Ferrari’nin 40’ıncı yılını kutlamak için özel olarak üretilen F40, Enzo Ferrari’nin en beğendiği model oldu. Bundan 1 yıl sonra ise vefat etti. Enzo Ferrari’nin ölümünün ardından, şirket daha profesyonel yönetilmeye başlandı ve hisselerin çoğunluğu da Fiat’ın elindeydi. 1992, 1994 ve 1996 yıllarındaki modelleri Ferrari’nin, dünyanın en lüks spor arabası olarak isim yapmasını sağladı. 50’nci yıl için özel tasarlanan F50 ise sınırlı sayıda üretildi.

1999 yılında “F1 Takımlar Şampiyonu” unvanını kazanan Ferrari, 2000 yılında da 21 yıl aradan sonra ilk kez, “F1 Pilotlar Şampiyonluğu” unvanını kazandı. Art arda 5 yıl boyunca da bu başarısını sürdürdü. 2002 yılında sıra dışı özelliklere sahip F2002 ile F1’de rakiplerine karşı üstünlük sağlayan Ferrari, sezon bitmeden şampiyonayı kazanmayı kesinleştirmişti. Diğer takımların rekabet gücünü artırabilmek için Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), F1’in kurallarında değişiklik yapmaya gerek duydu. Buna rağmen, 2003 yılında takımlar ve pilotlar şampiyonluklarını elden bırakmayan Ferrari, 2004’te 18 yarışın 15’ini kazanarak üstünlüğünü perçinlemiş oldu. FIA’nın 2005 yılında kuralları bir kez daha değiştirmesi, Ferrari’nin şampiyonayı 3’üncü olarak tamamlamasına neden oldu.

FERRARI MÜZESİ

İtalya ve otomotiv kelimeleri yan yana telaffuz edilince kuşkusuz akla ilk gelen marka “Ferrari” olur. Onu bu kadar ünlü yapan ise çok büyük adetlerde otomobil üretmesi değil, sattığı otomobillerin her birinin birer “efsane” olması… Şahlanmış atı, kendi adıyla anılan kırmızı rengi ve araçlarındaki kusursuz el işçiliğiyle otomobil tutkunlarının gönlünde ayrı bir yeri vardır Ferrari’nin. En az ürettiği otomobiller kadar efsane haline gelen Ferrari Müzesi de her yıl on binlerce ziyaretçiyi Maranello’ya çekiyor…
Modena’nın 19 kilometre güneyinde yer alan Maranello, Ferrari’nin anavatanı… 50 futbol sahası büyüklüğündeki fabrika, şehrin hemen girişinde kurulu. Bu fabrika sadece bir otomobil fabrikası değil aynı zamanda sanatsal bir başyapıt kabul ediliyor. 3 bin 500 kişinin çalıştığı tesis bir yandan Ferrari’nin en son teknolojisini barındırırken bir yandan da fabrikanın en eski kapısı halen kullanımda. Enzo Ferrari’nin fabrikayı ilk kurduğu yıllardan beri var olan bu kapı, turistler için fotoğraf çekilecek en güzel yer.
ferrarimüzesi

Fabrikanın önünden dümdüz devam edip, “Via Dino Ferrari” caddesine giriyoruz. Burada bizi yan yana sıralanmış Ferrari ürünü satan çok sayıda hediyelik eşya mağazası karşılıyor. Dükkânların Ferrari kırmızısı vitrinleri insanı hemen havaya sokuyor. Hemen her yerde Ferrari Formula-1 takımının efsanevi pilotu Michael Schumacher’in fotoğrafları var. Bu mağazalar içinde en ünlüsü ve en çok çeşide sahip olanı Warm-up adındaki dükkân. Burada Ferrari’yi anımsatan birçok şey satılıyor: Tişört, kalem, ayakkabı, şapka, model araba, çıkartma, hatta orijinal Ferrari yedek parçaları… Koleksiyon bölümü de oldukça zengin. Fiyatları 20 bin Avro ile 250 bin Avro arasında değişen koleksiyonluk Ferrari ürünlerini de burada bulmak mümkün. Warm-up’ı da geçtikten sonra artık karşımıza Galleria Ferrari çıkıyor. Değişik tasarımıyla heyecan uyandıran, Ferrari kırmızısı çelik borularla süslenmiş müzenin girişinde iki adet Ferrari heykeli sizi karşılıyor.

Kırmızı kapının arkası

Müzeye girer girmez karşınıza ilk çıkan yer yine bir “Ferrari Store.” Araba maketleri, şapkalar, çeşit çeşit Ferrari kıyafetleri, bayraklar, kitaplar, posterler ve daha yüzlerce ürünün satıldığı bu mağazanın fiyat aralığı dışarıdakilerden daha da geniş. 5 bin ile 45 bin Avro arasındaki hediyelik ve koleksiyonluk ürün arasında seçim yapmak oldukça güç. Ferrari’nin dünyada sadece 6 tane olan (Bologna, Hangzhou, Las Vegas, Maranello, Milano, Roma, Şangay) Ferrari Store mağazalarının en fazla çeşide sahip olanı da burası. Alınacakları aldıktan sonra giriş biletini almak için sıraya giriyoruz. Kuyruk hayli uzun, sırada bekleyenlerin neredeyse tamamı turist. Her gün Modena’dan Maranello’ya Ferrari turları düzenleyen otobüslerle geliyorlar. Bu turlar Modena, Maranello, Ferrari Factory, Pista di Fiorano ve Galeria Ferrari’den oluşuyor. Biletimizi de aldıktan sonra, o müthiş kırmızı kapının arkasındaki galeriye geçiyoruz.

Müze 3 kattan oluşuyor, 4 farklı bölüm ve bir tane de prototip bölümü var. Girişte bizi Ferrari’nin Formula-1 dünyası karşılıyor. Ferrari Scuderia takımının (Ferrari’nin Formula-1 ve yarış takımı) 1920’lerden bugüne kadar olan bütün Formula-1 araçları, bu araçların motorları, pit stop ekibi, Ferrari’nin aldığı birçok ödül ve kupa bu bölümde ziyarete açılmış. Onlarca Formula-1 aracını görüp de heyecanlanmamak mümkün değil. Arka fonda çalan Formula-1 aracının kulakları sağır eden sesi de ziyaretçileri ortamın havasına daha da sokuyor. Duvarlardaki resimler özenle seçilmiş, hepsi sanki bir film şeridi gibi hazırlanmış. Gezerken etrafınızda Ferrari Formula-1 filmi oynuyormuş gibi geliyor. Teker teker her aracı, her detayı incelemekten alamıyoruz kendimizi.

Bu katın sonunda sol tarafta Ferrari’nin efsanevi kurucusu ve adına dünyanın en hızlı arabası yapılan kişinin; Enzo Ferrari’nin (1898-1988) çalışma odası bulunuyor. Oda Enzo Ferrari’nin 1988 yılındaki ölümünün ardından aynen korunmuş. Çalışma masası, not defteri, kalemi, gözlüğü her şeyiyle aynen duruyor. Sadece nakledilirken sökülüp müzede ayrılan yere taşınmış. Kırılmaz camlarla muhafaza edilen odada Enzo Ferrari’nin aldığı kupalar, ödüller, kendi el yazısından yazdığı çeklere kadar her şey görülebiliyor. Odanın bir köşesine asılmış plazma TV’de Ferrari’nin verdiği son röportaj yayımlanıyor.

Bu bölümü de bitirdikten sonra bir kat yukarıya çıkıyoruz. Merdivenlerin bitiminde kırmızı bir 550 Maranello Barchetta bize yol gösteriyor. Büyük kapıdan geçince genişçe bir salona çıkıyoruz. Bu salonda da iki adet araç var. Biri 1949 yapımı Spider (Barchetta) Touring, diğeri 2006 yapımı 599 GTB Fiorano. İki arabanın göz alıcılığından, duvarlardaki 260 tane Ferrari marka arabanın resimleri sönük kalıyor. 599 GTB Fiorano’nun arkasındaki odada küçük bir sinema var. Burada her saat başında Ferrari World isimli film oynuyor. Yaklaşık 45 dakika süren film Ferrari’nin 1947’den 2007’ye kadar olan 60 yıllık serüvenini anlatıyor. Filmi de izledikten sonra geziye devam ediyoruz. Salonun sonundan sağa dönüyoruz ve Ferrari’nin prototiplerinin sergilendiği geniş galeriye geliyoruz. Burada da 12 tane özel yapım Ferrari var. Bazıları yarışlar için özel tasarlanan araçlar. Birkaç tane de üretimine geçilmemiş prototip bulunuyor. Bunların en göz alıcısı gümüş grisi 360 Barchetta; 360 Spider’dan esinlenilen aracın ön ve yan camları yok denecek kadar küçük, yan camları hareketsiz ve üstü kapanmıyor. Bu galeriye girişte duvara baş aşağı asılmış F2005 in görüntüsü ise gerçekten mükemmel.
ferrari1

Dokunmak yasak ama kim dinler…

Bu galeriden çıkıp küçük salona, oradan da üst kata geçiyoruz. Aslında müzenin en önemli katı burası. En önemli ve en kalabalık olmasının sebebi burada sergilenen otomobillerin de çok önemli araçlar olması. Bu katta toplam 13 tane araba sergileniyor. Ve herkesin merakla görmek istediği araç olan Enzo Ferrari de bu katta. Enzo ile birlikte F40, F50, F430, 575 M Maranello, Testarossa, 612 Scaglietti, 360 Spider, 328 GTS, 288 GTO, 500 Testa Rossa ve Dino 246 SP de bu katta sergileniyor. Hepsi birbirinden göz kamaştırıcı, hepsi birbirinden özel otomobillerin önünde fotoğraf çektirmek isteyenler uzunca bir süre beklemek zorunda kalıyor. Ayrıca bu katta Ferrari’nin ilk Formula-1 aracından son F2007 kodlu Formula-1 aracına kadar olan bütün yarış arabalarının motor replikaları bulunuyor.

Sergide replika kullanılmasının 2 nedeni var. Birincisi ve en önemlisi endüstriyel casusluk. Ferrari motor üretimini bir sır gibi saklıyor. Bir diğer sebep ise sergilenen her parçanın üzerinde “dokunmak yasaktır” yazsa da müzeyi gezen herkesin hayatında ilk defa gördüğü Ferrari motorlarına dokunmak istemesi; istemekle kalmayıp dokunması… Bu dokunmaların, değeri milyonlarca Avro olan motorları bozabileceğinden replika tercih ediliyor. Araçların etrafında koruyucu hiçbir şey yok, insanlar rahat rahat baksın diye böyle bir engel konulmamış. Fakat araçlara dokunmak yasak. Her yere konumlanmış kameralar her hareketiniz izleniyormuş etkisi yaratıyor. Ferrari Enzo’nun yanında aracın motoru da sergileniyor. Tabii ki bu da replika. Duvarlarda Ferrari için geliştirilen lastiklerin fotoğrafları, Ferrari arabalarının test fotoğrafları, Enzo Ferrari’nin fotoğrafları var. Bu katta ayrıca, Ar-Ge çalışmalarını ve rüzgâr testlerini Ferrari’nin fabrikasında yapan ünlü İtalyan mimar Renzo Piano imzalı muhteşem görsellikteki rüzgâr tünelinin bir maketi de yer alıyor. Salondaki büyük ekranlarda Ferrari ile ilgili filmler oynatılıyor. Bu salonun en sonunda yaklaşık 200 tane otomobil maketinin kronolojik olarak sıralandığı bir model araba sergisi var ki gerçekten görmeye değer.

Galleria Ferrari’deki gezimiz bu katta son buluyor. Her katın, her detayın üzerimizde bıraktığı etkiyle müzenin çıkışına doğru ilerliyoruz. Aslında burası sadece bir otomobil müzesi değil; burası bir tutkunun nasıl oluştuğunu anlatan gerçek bir zaman tüneli… Buraya herkesin sahip olmak istediği fakat sadece belirli bir sınıfın sahip olabildiği bir otomobil müzesi diye bakmak çok yanlış olur. Çünkü Ferrari’niz olsun veya olmasın, Galleria Ferrari yolu düşen herkesin ilham alacağı bir öykü anlatıyor…

Kaynak: otosatissonrasi.com

Devamını Oku

Motor Yağları İle İlgili Faydalı Bilgiler

Yağlamanın amacı nedir?
Yağlamanın amacı iki yüzeyi birbirinden ayırarak sürtünmeyi azaltmak, yüzeyleri kayganlaştırarak hareketi kolaylaştırmak, yüzeylerde film oluşturarak korozyon ve oksidasyonu önlemek ve motorda yağ – yakıt karışımını önlemektir.
Yağların araçlar için önemi nedir?
Düşük sıcaklıklarda hızlı akış ilk çalışma kolaylığı sağlar. Yüksek sıcaklıklarda az yağ kaybı sağlar. Modern katık düzenlemesiyle motoru temizler. Oksidasyonu ve korozyonu engeller. Düşük kül oranları sayesinde motorda daha az tortu ve depozit bırakır. Yakıt tasarrufu sağlar. Emisyonları düşürerek, katalitik konvertörün ömrünü uzatır. Motorun ömrünü uzatır. Subap sistemlerinin sorunsuz çalışmalarını sağlar.
motoryagi
Yağ filtresinin görevi ve değişme periyodu

Yağ filtreleri, motor üreticisi firmaların, motor dizaynlarını yaparken çeşitli hesaplamalar sonucunda, yağın temizlenip kendi bünyesinde tuttuğu depozit ve kurumları bıraktığı önemli bir elemandır. Araç üreticisinin tavsiye ettiği filtreleri kullanmak ve her yağ değişiminde filtreyi de değiştirmek gerekir.
Yağ seçimi neye göre yapılmalıdır?
Yağ seçimi belli kriterlere göre yapılır. Bu kriterler şöyle sıralanır: Araç kullanma kılavuzu yağ tavsiyesi bölümünde yer alan viskozite ve performans sınıflandırma değerleri göz önüne alınır. Araç üretici ve ithalatçısı firmaların ( OEM ) istediği özellikleri karşılayan veya onayı alınmış yağlar seçilir. Motor tipi ve teknolojisine göre seçilir İklim koşullarına göre ( çok soğuk iklimlerde, sentetik yağların seçilmesi gibi ) seçilir. Yakıt cinsi ve kalitesine göre seçilir. Performans veya yakıt tasarrufu ihtiyacına göre belirlenir ( sentetik yağlar, mineral yağlara göre daha fazla performans veya yakıt tasarrufu sağlar ) .
Araçtaki yağ değişimi kaç km ’de bir yapılmalıdır?
Yağ değişim ve servis süreleri, aracın kullanıldığı ülke ve koşulları göz önüne alınarak, üretici tarafından belirlenir. Kullanılıcılar araçlarında yine üreticilerin mineral veya sentetik oluşuna göre, yağ kullanımından bağımsız olarak belirlenmiş oldukları yağ değişim ve servis sürelerine uymak zorundadırlar. Yağ değişimi geciken araçlarda yaşanabilecek sorunlar… Değişimi geciken bir motor yağının, kendi iç özelliklerinde de bozulma meydana gelebilir. Bunun sonucunda aşağıdaki sorunlar ortaya çıkabilir; Daha fazla aşınma. Yakıt tüketiminde artış Yağ tüketiminde artış. Motorun performansında düşüş. Motorda hararet. Motor parçalarının kuru kuru çalışması. Aracın servis/bakım maliyetinin artması. Mevcut ise turbo yataklarının aşınması. Katalitik konvertörün daha çabuk ömrünü tüketmesi.
Viskozite denilince ne akla gelir?
Viskozite; akışkanın akmaya karşı gösterdiği direnç olup akışkanların en belirgin ve en önemli özelliklerinden biridir. Yağlamanın her safhasında viskozite, tüketici için ilk olarak dikkate alınması gereken çok önemli bir faktördür.
Motor yağı değiştirilirken nelere dikkat edilmelidir?
Motor yağının sıcak olup olmadığına, aracın stop konumunda ve düz bir zeminde olmasına, motor karterindeki eski yağın tam boşalıp boşalmadığına ve karter tapasının tekrar yerine takılıp takılmadığına dikkat edilmelidir.
Motorda yağ eksilmesinin sebebi nedir?
Ana neden motorda kullanılan teknolojidir. Yeni teknoloji motorlarda, yüksek performans sağlamak için metaller birbirine daha yakın tasarlanmıştır. Bu da yağın eksilmesine yol açar. Ayrıca araç karterinde uygun viskozitede yağ kullanılmaması, araçta uygun performansta yağ kullanılmaması ve aracın sürekli yüksek devirde çalıştırılması da motorda yağ eksilmesinin nedenleri olarak sayılabilir.
Motorda kullanılan yağın renginin kararması ne anlama gelmektedir?
Motor yağının görevlerinden birisi de temizliktir. Kaliteli bir motor yağı, içeriğindeki katıklar sayesinde, motorda oluşan kurum parçalarını dağıtarak bünyesine alır, metal yüzeylere yapışmalarını engeller. Metal yüzeylere yapışanları da deterjanla temizler. Bu nedenle motor yağı kirlenerek rengi kararır. Dolayısıyla kirli görünen motor yağı görevini iyi yerine getiriyor demektir.
Motor yağının bozulduğunu nasıl anlarız?
Motor yağının bozuk olup olmadığını kesin olarak anlamak için yağın laboratuvar koşullarında fiziksel ve kimyasal olarak analiz edilmesi gerekmektedir.
Yağ eksilmesi durumunda, değişik markalı yağ eklenebilir mi?
Öncelikle ilave edilecek yağın, normal yağ seviyesini geçmemesi gerekir. Geçmesi halinde köpürme ve sistemde ısınma meydana gelebilir. Eklenen yağın; aynı viskozite derecesinde ve aynı API sınıfında olmasına dikkat edilmeli, mineral yağ ile sentetik yağ birbirine karıştırılmamalıdır.
Sentetik yağ ile mineral yağ arasında ne fark vardır?
Sentetik esaslı yağlar kimyasal yolla elde edilen yağlardır. Doğal yapıya sahip diğer yağların görev yapamayacakları hallerde yağlamayı yapabilmek amacıyla üretilirler.
Sentetik esaslı yağlar minerallere oranla daha yüksek veya daha düşük sıcaklıklara ve yüksek basınca dayanıklıdır.
Sentetik yağlar neden daha pahalıdır?
Sentetik yağın hammaddesi ileri teknoloji ile ve çok karmaşık işlemlerden geçerek üretildiği için maliyeti mineral yağlara göre daha yüksektir. Bu da ürünün fiyatını etkiler.
Yağ performansı nedir ve nasıl anlarız?
Bir yağın performansı ambalajındaki API ve ACEA değerlerinden anlaşılabilir. Bugüne kadar geliştirilmiş yağlarda; benzinli sınıfta SL (Temmuz 2001), dizel sınıfta ise CI – 4 (2002) en üst API performans düzeyini gösterir. A3 binek, B3 dizel hafif ticari ve E4 ağır ticari araçlar için ACEA performans sınıflarını belirtir.
API SJ / CF ne demektir?
API (Amerikan Petrol Enstitüsü) yağın performansını ifade eder. ‘ S ‘ harfi bujiyle ateşlemeli araçlarda, ‘ C ‘ harfi basınçla ateşlemeli araçlarda kullanılacağını gösterir.
API SJ / CF örneğinde, ‘ S ‘ önde olduğu için bu yağın öncelikli benzinli araçlarda kullanılması öneriliyor demektir. ‘ S ‘nin yanındaki ‘ J ‘ harfi yağın benzinli araç sınıfı bir yağ olduğunu gösterir.Bu yağ, dizel araçta ise CF sınıfı bir yağ olarak rahatlıkla kullanılabilir.
oW ne demektir?
‘W’ İngilizce ‘winter’dan gelmektedir. 0W kış şartlarında ‘sıfır’ numara yağ özelliği gösteren çok ince yağ anlamına gelir.
Dişli yağı ambalajları üzerinde görülen GL – 5 ne anlama gelir?
Dişli yağları için kullanılan API sınıflandırmasıdır. GL-5’te aşırı basınç katığı daha fazladır ve genellikle ağır çalışma koşullarında kullanılır.Aksi belirtilmediği sürece, GL-4 tavsiye edilen yerlerde GL-5 kullanılmamalıdır.Çünkü GL-5’te fazladan bulunan aşırı basınç katığındaki kükürt, sarı metalleri aşındırır.
Motor yağlarının cinsi ile yağ değişim kilometresi değişir mi?
Araçların yağ değişim kilometrelerini sadece araç üreticileri belirler. Sentetik yağların minerallere oranla çok daha dayanıklı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla kullanılan yağın sentetik veya mineral olması, motor performansını ve korumasını doğrudan etkiler. Ancak yağ değişim kilometresi araç üreticilerinin onayı olmadan uzatıldığı takdirde, beklenen performans ve koruma sağlanamayabilir.
Köpürme neden olur, motora zararı nedir?
Aracın devamlı hareketiyle karterde oluşan çalkalanma ve yağın motor içinde yüzeylere çarpması sonucu, köpürme meydana gelir.
Eğer motor yağında bu köpürmeyi engelleyecek köpük giderici katık yoksa veya yetersiz ise, oluşan köpükteki baloncuklar herhangi bir temasta patlar. Böylece, metal sürtünmesi başlar ve aşınma başlar.
Halk arasında bilinen köpürme ise yağ dökme haznesi kapağında oluşan, kaymak veya mayoneze benzer görüntüdür. Bu köpürme değildir. Yağa doğrudan su karışıyorsa veya eski teknoloji araçlarda olduğu gibi yağ buharı dışarı çıkamıyor ve gece gündüz sıcaklık farkında kondense olup, yağa karışıyorsa, bu olay meydana gelir.
Motora doğrudan zararı olmayan kaymaklaşma, köpürmeden ayırmak gerekir.
Motor yağı raf ömrü kaç yıldır?
Orijinal ambalajı açılmadığı takdirde üretildikten sonra 2 yıldır.

Kaynak: opetfuchs.com.tr, otokurt.com

Devamını Oku

En Çok LPG’li Araç Nerede Var?

Akaryakıt fiyatlarının her geçen gün büyük artış gösterdiği ülkemizde doğaya duyarlı, ekonomik ve emniyetli enerji kaynağı yaratan LPG’li araç kullanımı hızla yaygınlaşıyor.
fft99_mf3192182

Benzin pahalı LPG avantajlı Türkiye, akaryakıtı en pahalı kullanan ülkelerden…Bu durum, tüketici alışkanlıklarını da yakından etkiliyor. 20 yıl öncesine kadar trafikteki araçların çoğunu benzinliler oluştururken, sonraki yıllarda tahtını dizel araçlara terk etti. Fiyatı ve bakım masrafları her ne kadar yüksek olsa da, otomobil kullanıcılarının birinci tercihi dizel otomobiller oldu. Araçlarda LPG kullanımı ise Türkiye’de çığır açtı. Doğaya duyarlı, ekonomik tasarruf sağlayan, temini kolay, taşınabilen ve emniyetli bir enerji kaynağı olmasının yanı sıra sürücüler, fiyatı benzin ve motorine göre çok daha ucuz olan LPG’ye yönelince kullanımı hızla yaygınlaştı. Bu doğrultuda Türkiye otogaz pazarı hızlı bir büyüme göstermiş, Güney Kore’nin ardından dünyanın ikinci büyük pazarı, Avrupa’nın ise en büyük pazarı haline gelmiştir. Bu gelişmeler ülkemizin küresel ticaret yollarının kesişme noktasında bir üs olma avantajını da beraberinde getirmektedir.2013 verilerine göre, Türkiye’deki araçların yüzde 40′ı LPG’li. Ancak son yıllardaki artışa geçtiğimiz günlerde yapılan son 30 kuruşluk zammın eklenmesi, LPG’li araç sahiplerinin keyfini kaçırdı. Türkiye’de 2013 Eylül ayı itibariyle 3 milyon 878 bin 186 araç LPG’li. Ülke genelinde 2013 Eylül ayı itibariyle trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 9 milyon 125 bin 545. LPG’li otomobillerin toplam otomobiller içindeki payı yüzde 41,5. LPG’ye yapılan zammın sanayi sektörünü de etkilemesi bekleniyor.
Türkiye’de son 9 yılda benzinli araçların sayısı yüzde 29 oranında gerileyerek 2.8 milyon seviyesine geldi. LPG’li araç sayısı ise 2004 yılından bu yana 5 kat arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerine göre, Türkiye’de, 2013 Eylül ayı itibariyle trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 9 milyon 125 bin 545 oldu.

Benzinli azalıyor

Otomobillerde kullanılan yakıt türüne göre, 2004 yılında trafiğe kayıtlı toplam 5 milyon 400 bin 440 aracın yüzde 75′i benzin motorlulardan oluşurken, bu oran 2013 Eylül ayı itibariyle yüzde 31,7′ye geriledi. İstatistiklere göre, Türkiye’de benzinli otomobil sayısı 2004 yılından 2013 Eylül ayına kadar geçen sürede yüzde 28,87′lik düşüşle 4 milyon 62 bin 486′dan 2 milyon 889 bin 330′a düştü.

Dizel 9,5 kat arttı

Türkiye’de 2004 yılında trafiğe kayıtlı otomobiller içerisinde sadece 252 bin 629 adetle yüzde 4,7 paya sahip bulunan dizel yakıtlı araçların sayısı 2013 Eylül ayına gelindiğinde 9,5 kat artışla 2 milyon 402 bin 530′a, toplam otomobil sayısına oranı ise yüzde 26,3′e yükseldi.

LPG oranı yüzde 41,5

Yakıt türü olarak LPG’nin kullanıldığı otomobiller ise bu süreçte yaklaşık 5 kat arttı. 2004 yılında trafiğe kayıtlı araçların 793 bin 81 adetle yüzde 14,7′sinin LPG’li otomobilllerden oluştuğu Türkiye’de, bu yakıt türündeki otomobil sayısı 2013 Eylül ayı itibariyle 3 milyon 787 bin 186′ya, toplam otomobil sayısı içerisindeki ağırlığı da yüzde 41,5′e çıktı.

Dizel motorlara da LPG uygulanabilir mi?
Dizel motorlarda gaz fazında LPG kullanımı ile homojen bir karışım elde edilebilir. Dolayısıyla yanma verimini arttırabilir. Yanma veriminin yükselmesi yanma basınçlarının artmasına sebep olur. Yanma basınçları artışı sıcaklıkları arttıracağından dolayı motorun egzoz emisyonlarındaki is ve hidrokarbonlar (HC) azalır. Ancak yüksek yanma odası sıcaklıkları egzoz gazlarındaki azot oksitlerin (NOx) artmasına neden olur. Uzun vadede motorun yanma odasındaki yüksek sıcaklıklar, piston kafalarında ve supaplarda yapısal bozukluklara (ergimeye) yol açabilir. Dizel motorlara sonradan bu tür uygulamaların yapılması fayda/maliyet açısından cazip değildir.

Kullanıcı dostu LPG
Otogaz kullanan araçlar atmosfere daha az miktarda zararlı gaz bırakır. Bu da bizler için solunacak daha temiz bir hava ve daha yeşil bir çevre demektir. Otogaz kullanan araçlarda LPG yanma neticesinde motorda asit ve karbon atıkları bırakmadığından motorun ömrünün uzun olmasına yardımcı olur. Silindirdeki yağ filminin yırtılması söz konusu olmadığından motor parçalarının ömrü uzar. Motor verimi düşmez çünkü benzine oranla daha yüksek oktan sayısına sahiptir. Çevre dostudur. Düşük vergi uygulaması nedeniyle benzin ve diğer yakıtlara oranla daha ekonomiktir. Benzinle çalışan, katalitik enjeksiyonu olan veya olmayan, karbüratörü bulunan araçlara monte edilebilir. Sessiz Çalıştırma sağlar. Karbüratör ve enjeksiyona gaz halinde geldiginden yanma sessiz ve hızlı olur. Yüksek oktanlıdır. Bu sayede düzenli yanma ve verimli çalisma sağlar.

Fabrika çıkışlı birinci tercih olmalı
LPG sıralı enjeksiyon sistemi, enjeksiyonlu araçlarda her silindir için ayrı noktalardan sıralı olarak gaz enjeksiyonu gerçekleştiren bir sistemdir. Sistemin ana parçaları, LPG elektronik kontrol ünitesi, buharlaştırıcı (vaporizer, reducer, regülatör) ve gaz enjektörleridir. Konvansiyonel sistemlerde olduğu gibi; buharlaştırıcı, tanktan gelen LPGnin basıncını düşürmektedir. Buharlaştırıcıdan çıkan basıncı düşürülmüş olan gaz, dağıtım boruları aracılığıyla gaz enjektörlerine iletilir. Gaz enjektörleri, LPG elektronik kontrol ünitesinin kumandasıyla her silindir için uygun zamanda ve sürede gaz enjeksiyonu gerçekleştirir. LPG elektronik kontrol ünitesi, aracın orijinal elektronik kontrol ünitesinden aldığı bazı verileri değerlendirerek çalışır. Fabrika çıkışı takılmayan her sistem hakkında bir miktar kuşku duymak normal bir tutumdur. Zaten fabrika çıkışı olmayan LPG dönüşümleri genel olarak aracın garanti prosedürünü geçersiz kılar.

LPG’nin otomobile zararı yok
Türkiyede enjeksiyonlu araçlara LPG uygulamalarının ilk dönemlerinde bilinçsiz dönüşümler neticesinde motora uzun vadede kalıcı zarar verebilecek dönüşümler yapıldı. Örneğin motor kontrol lambasının devre dışı bırakılması gibi. Ancak bugün ECE R67-01e uygun LPG dönüşümlerini, hem ekonomik hem de çevreci bir araç kullanımı için tavsiye ediliyor. LPG uygulanan araçlarda benzinli kullanıma göre performanstan bir miktar ödün verilir ve supaplar benzinli modele göre biraz daha kuru çalışır. Ancak motorun ekonomik ömrü açısından olaya yaklaşıldığında çok ciddi bir problem oluşturmaz. LPG sistemi aracınıza regülasyonlara uygun şekilde monte edilirse güvenlikten ödün vermeden hem ekonomik hem de çevreci bir otomobil kullanma avantajını elde edilebilir.

Otogaz benzine göre daha güvenli
Doğru montaj yapılması halinde LPG benzinden daha güvenlidir. LPG çarpma tahribat deneylerinden geçmiş, giriş kilitleme ve aşırı sıcaklık kontrol valflı basınçlı dökme çelik depolarda muhafaza edilmektedir.Tankların üzerine bağlanan multivalf (çoklu şamandıra) tanktaki sıvı LPG seviyesini ve LPG giriş-çıkışlarını kontrol eden çoklu kontrol ünitesinin yanı sıra yeni uygulamalarda ilave bir valf daha konulmuştur. Multivalf üzerinde tanka giren ve çıkan gazın iletim hatlarını açıp kapatmak için bir adet el ile kumanda edilen vana mevcuttur. Bu vanalar bakım, kaza ve yangın anında LPG giriş ve çıkışını kapatmaya yarar. Multivalf üzerinde yer alan aşırı akış vanasına ilaveten yeni uygulama ile gelen bobinli valf sayesinde araca arkadan çarpma ve iletim borularının kopma ya da kırılması halinde her iki valf birden devreye girerek sistemi otomatik olarak kilitler. Bundan sonra tanktan gaz çıkışı tamamen kesilir. Oto gazlar için kullanılan yakıt tankları normal yakıt tanklarına oranla darbe ve yüksek ısıya karşı çok daha dayanıklı özel saclardan imal edilmektedir. Otomatik gaz kesiciler sayesinde hiçbir sızıntıya sebebiyet vermez. Normal gaz basıncının(15 bar), dokuz katı basınca dayanıklı (105 bar) üretimi yapıldığı için güvenli ve emniyetlidir. Oto gaz tankları üretim aşamasından sonra kaynak yerlerinin röntgeni çekilir ve testlere tabi tutulur. Fabrikadan çıkmadan önce 30 bar ile 105 bar arasında patlama, açılma ve yarılma testlerinden geçirilerek, tüketiciye bayiler ve montajcılar aracılığıyla ulaştırılır.

Kaynak: sozcu.com.tr

 

 

Devamını Oku