Aracınızdayken Nefes Almak

Toz toplama sistemlerinden olan polen filtreleri; dışardan araç içine girmeye çalışan toz, polen, toprak, sanayi dumanı gibi birçok kiri tutarak yolcuların alerjik hastalıklara yakalanmalarını önler. Özellikle, koah ve astım hastaları için, klima sisteminin temiz olması önemlidir.

Polen filtresini değiştirmeniz gerektiği nasıl anlaşılır?

Klima çalışmaya başladığında içeri kötü koku yayılıyorsa veya havalandırma sisteminin verimi azalıyorsa polen filtresinin değiştirilmesi gerekir. Yılda 2 kez ve

ya yol şartlarına göre 10.000-15.000 km arası polen filtresinin değiştirilmesi doğru tercih olur. Polen filtresini değiştirmemeniz halinde hem insan sağlığı için büyük bir risk hem de araba sisteminin düzgün çalışmamasına neden olacaktır ki bu yakıt tüketiminizi arttırır.

Son olarak hem kesenizi hem sağlığınızı olumlu yönde tetikleyecek bir ön eylemdir. Sürüşünüzü nefesinizle destekleyebilirsiniz; bu araç içi hava sistemi sirkülasyonunun dengeli olması sizleri etkiler.

Devamını Oku

SCTURBO Filter Dünya Otomotiv Konferansı’nda

11-12 Ekim 2017’de İstanbul Hilton Bosphorus’da yapılan Dünya Otomotiv
Konferansı’nda aile şirketimizi temsilen yönetim kurulu üyesi Murat
COŞKUN katılım şağlamıştır.
-Geleceğin otomotiv trendleri
-Endüstri 4.0, Robot teknolojileri ve dijitalleşme
– Tedarik zinciri ve lojistik
– Elektirikli araçları ve sektörün Dönüşümü
– Akıllı Mobilite
konularının gündemde olduğu üretici firmaların oluşturduğu konferansta ,
stratejik gelişmelerin ve sektördeki yeni iş modellerinin paylaşıldığı,
500’ün üzerinde üst düzey yöneticinin 2 gün boyunca bir araya geldiği
konferansta yerimizi aldık.

Devamını Oku

Filtre ve Mikron Dengesi

Üretimini yaptığımız her filtrenin bir mikron değeri vardır. Mikron Dengesi ; ister hava filtresi olsun ister yağ filtresi olsun, arasından geçebilecek veya geçemeyecek partikül oranını belirleyen bir faktördür.

Mikron değeri olması gerekenden yüksek veya düşük filtre kullanımı ciddi hasarlara yol açabilir.

SCTURBO FILTRE bu konuda en kaliteli ve deneyimli bilgilerini filtresine yansıtır. Müşteri memnuniyeti ciddiye alınmaktadır.

Hava filtresi üretimimizde mikron dengesini;

ÖZELLİKLER

  1. Yüksek verimlilik, 99.99% @ 0.3 μm
  2. Düşük direnç
  3. Non-toksik ve kokusuz
  4. Çevre Dostu
  5. Stable durumu, anti-korozyon
  6. Pürüzsüz ve hafif, olmak kolay pilili
  7. yüksek sıcaklığa Dayanıklı kadar 120 °C
  8. Washable filtreleme medya olarak PTFE ve PET

PARAMETRELER

12

13

Bu şekilde sağlamaktayız. En ayrıcalıklı tarafımız şirketimizi tanımlayan ; kalitemizi vurgulayan filtrelerin hammaddesidir. Testlerimiz bizleri emniyette tutmaktadır. Yan sanayi üreticisi olarak, orijinal OEM üreticileri en iyi şekilde temsil etmekteyiz.

Devamını Oku

OPEL’in Hayat Hikayesi

Opel_logo.svgAdam Opel 1862’de zanaat işini endüstriyel bir hale dönüştürdü. Dikiş makinesi ve bisiklet radikal yeni icatlardı ve Opel böyle başladı yani devrim yaratan makineler üreterek.

Yüzyılın sonunda bir başka devrim yaratan makine ortaya çıktı – otomobil. Daha 20. yüzyıl başlamadan, 1899’da, Opel’in bir otomobil fabrikası vardı.

Fabrika Almanya’nın Anhalt eyaletindeydi ve Friedrich Lutzmann’a aitti. Opel kardeşler (Adam’ın oğulları), Rüsselsheim’daki otomobil üretim tesisini kurarken iki yıl boyunca Lutzmann ile ortak çalıştılar.

1901’de Opel, Lutzmann’dan ayrıldı ve 1902’de lisanslı olarak Fransız Darracq modellerini üretmeye ve Opel-Darracq markası altında pazarlamaya başladı.

Opel kardeşler aynı zamanda otomobilleri daha güvenilir ve ekonomik hale getirmek için kendi tasarımları üzerinde çalışıyorlardı. 1902 sonbaharında, ilk tasarımları olan 10/ 12 hp modeli Hamburg Motor Show’da piyasaya sunuldu.

“Halkın motorlu araç sahibi olmasını” daha verimli olarak teşvik etmek amacıyla şirket, 1901’de ürünlerine motorsikletleri de ekledi. İlk Opel kamyonlar ise 1899’da üretilmeye başlanmıştı bile.

Daha sonraki yıllarda gelen başarıların da gösterdiği gibi, genç otomobil şirketi doğru yolda idi. 1906’da, otomobil pazarının bu yeni üreticisi 1000. aracını üretmişti ve işleri hızla gelişiyordu.

Büyük hamle 1909’da, “Doktor’un Otomobili” olarak bilinen Opel 4/ 8 hp modeli ile geldi. Güvenilirliği ve sağlamlığı herkesten önce, o zamanlar ziyaretleri için pek çok taşra yolculuğu yapan doktorlar tarafından beğenildi, çünkü sert zeminli yollar yüzyılın başında sık rastlanan bir özellik değildi.

3950 DM’lık fiyatıyla efsanevi “Doktor’un Otomobili” o günün lüks modellerinin yarısı kadar tutuyordu. Sektördeki 10. ve yeni yüzyılın 9. yılında Opel, halkın büyük bir çoğunluğunu motorlu araç sahibi yapmak yolunda dev bir adım atmıştı.

Yenilikçi üretim sistemleri ile birlikte bu modelin başarısı, Opel’in 1914’de rakiplerinin önüne geçmesini ve Almanya’daki en büyük motorlu araç üreticisi olmasını sağladı.

1924’de Opel, bir milyon marklık bir yatırımla Almanya’da ilk seri üretim hattını kuran şirket oldu. Bu yepyeni üretim şekli Opel müşterilerine pek çok avantaj sağladı. Yeni üretim hattında ilk üretilen model “Laubfrosch” veya “Ağaç Kurbağası” (Opel 4/ 12 hp) idi. Artan üretim hacmi ile yoğun talebin yarattığı, üretim giderlerindeki düşüş sayesinde zaten normal bir düzeyde olan fiyatlar altı yıl içinde 4500 marktan sadece 1990 marka indi.

Ülke genelindeki enflasyona rağmen, Opel, otomobilleri ekonomik hale getirecek bir adım daha atmıştı. Otomobil artık sadece zenginlere hitap eden narin ve pahalı bir lüks olmaktan çıkmış, herkes için sorunsuz ve güvenilir bir taşıma aracı haline geliyordu.

Satılan 42,771 otomobil ve % 37.5’lik pazar payı ile Opel 1928’de yine Almanya’daki en büyük otomobil üreticisi idi.

Başarılarının çoğu yenilikçi satış yaklaşımından kaynaklanıyordu. 1929 yazının başında Opel, bir sigorta şirketi ve taksitli satışları finanse eden bir şirket kuran ilk otomotiv şirketi oldu.

Yine bu sıralarda Opel, öncü RAK roket tepkime programları ile oldukça ilgi çekti. Bu programda karada rekorlar kıran RAK 2 ve 3 denemeleri ve RAK 1 Friedrich uçağı ile yapılan başarılı bir uçuş yer alıyordu.

Ekonomik kriz nedeniyle 1920’lerin sonuna doğru Opel kardeşler güçlü bir ortak aramaya başladılar. 1929 Mart’ında Adam Opel’in oğulları General Motors Şirketinin (GM) temsilcileri ile bir anlaşmaya vardılar. Dünyanın bu en büyük otomobil üreticisi hisselerin çoğunluğunu devraldı, fakat Opel’i her konuda bağımsız bıraktı.

Artık tüm faaliyetler “temel iş” olan otomobil üretimine odaklanmıştı. Opel, sadece mevcut pazar pozisyonunu sağlamlaştırmakla kalmadı, aynı zamanda pazarını genişletmeyi de başardı.

1930’ların ortalarında şirket Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisiydi. 1935’de Opel ilk defa bir yıl içinde – Brandenburg’daki yeni tesislerinde üretilen 25,000 adet Blitz kamyonet dahil – 100,000 araç üretti.

Aynı yıl efsanevi Opel Olympia üretildi. Bu, komple çelik entegre bir kaporta ve şasiye sahip olan ilk seri üretim Alman otomobiliydi.

Bütün bunlar yaşanırken Opel uluslararası satış başarıları elde ediyordu. GM ile olan bağlantı, dünya pazarına daha iyi ulaşabilmesini sağlıyordu. Japonya’da, Çin’de ve Güney Amerika’daki çeşitli ülkelerde yeni merkezler kuruluyordu.

Bu sıralarda bisikletlerin üretim kapasitesi, yolcu otomobillerine sürekli artan talep dolayısıyla düşürülmüştü. Sonunda 1937’de Opel işinin bu bölümünü NSU’ya sattı. O zamana kadar Opel toplam olarak 2,6 milyon adet bisiklet üretmişti.

Savaş sonrası ilk Opel, 1.5 tonluk bir Blitz kamyon, fabrikadan 1946’da çıktı. Yolcu otomobili üretimi, savaş öncesi Opel Olympia modelinin yeni bir versiyonu ile 1947’de tekrar başladı.

1950’ye kadar tesis tamamen onarılmıştı, ve üç yıl sonra, yıllık üretim yine 100,000 aracın üzerine çıktı.

1956’da Opel 207,010 araç satarak % 17.6’lık bir pazar payına ulaştı. Aynı yıl, iki milyonuncu Opel üretildi. Yıldönümünü kutlama modeli olan tam genişlikteki kaportasıyla pastel renkli Kapitan’ın altın kaplı aksesuarları vardı ve pek çok sergide olağanüstü ilgi çekti.

Şirketin kuruluşunun 100. yılı olan 1962’de Adam Opel AG Bochum’da ikinci bir tesis açtı. Yeni Kadett oradaki üretim hattından “Yeni bir tesisten yeni bir otomobil” sloganıyla çıktı.

Sayıları gittikçe artan spor otomobil meraklılarına çekici bir model sunabilmek için şirket 1960’ların ortalarında bir coupe geliştirdi. GT sayesinde Opel, özellikle dinamik otomobilerin üreticisi olarak ününü pekiştirdi.

1972’de yine bir iş rekoru kırıldı: % 20.4’lük pazar payıyla şirket yine Almanya’nın en büyük otomobil üreticisi olmuştu.

1970’lerin sonunda Opel, ilk petrol krizi ve değişen müşteri beklentileri ile bir sonraki on yılın taleplerini karşılayacak tamamen yeni bir model geliştirdi.

İnsanlar yüksek performansla düşük yakıt tüketimini birleştiren otomobillerin arayışı içindeydi. Aerodinamik şekilli Rekord E bu yeni felsefeyi sundu ve halkın genelinden olumlu bir tepki aldı.

Avrupa’daki üretimi daha da artırmak için şirket 1982’de İspanya’da, Zaragoza’da ek bir tesis açtı.Orada üretilen Corsa sub-compact, kısa zamanda kendi pazarında en çok satan otomobil haline geldi.

Bir yıl sonra şirket Rüsselsheim’daki geleneksel merkez tesislerinde bir Senator modelinin – 1899’da otomobil üretiminin başlamasından bu yana 20 milyonuncu Opel’in – üretimini kutladı. 1980’lerin ortalarında yakıt tüketiminde azalmaların yanında egzos emisyonlarının da optimize olması gündeme geldi. Opel bu konuda da hemen faaliyete geçti.

Opel, katalitik konvertörlü modeller serisi sunan ilk Alman üretici idi. Aynı zamanda Nisan 1989’da, bu egzos emisyon kontrol donanımını tüm modellerinde standart olarak sunan Avrupa’daki ilk üretici oldu.

Bugün, modellerinin yakıt tüketiminin daha da azaltılması ve egzos emisyonlarının sürekli olarak düşürülmesi, hala şirketin çevreye olan çok yönlü taahhütünün en önemli hedefleri arasındadır.

Opel 1978’den bu yana modellerinin ortalama yakıt tüketimini 7.03 litreye düşürerek %28 azaltmayı başardı ve halen % 25 daha düşük düzeye indirme çalışmalarına devam ediyor.

Bu yolda elde ettiği önemli başarılardan bazıları, yaratıcılık ürünü olan ECOTEC güç birimleri, özellikle tutumlu ve güçlü turboşarjlı, direkt enjeksiyonlu ve her silindirde 4 valfli dizel motorlar ile Corsa modelinin yeni üç silindirli ECOTEC kompakt motorudur.

Tüm Opel modellerinin çevre yükünü azaltan bu sürekli gelişmelerin yanı sıra Opel’in teknik uzmanları güvenlik donanımını mükemmelleştirmek için çalışmaktadırlar.

Burada Opel yine bir öncüdür. 1991’de, Kadett’in yeni nesli Astra, yan darbe koruması, koltuklarda kaydırmaz koltuk destek rampaları ve emniyet kemer gergileri ile Opel Güvenlik Sistemi’ne sahip oldu.

1995’den bu yana tüm modeller standart olarak sürücü ve ön yolcu için tam boy hava yastığı ile donatıldı. Şiddetli ön darbelerde ayak ve bacak yaralanmalarını azaltan Pedal Gevşeme Sistemi ile yeni hibrid hava yastığı ilk olarak yeni Vectra’da kullanıldı.

Devamını Oku